Dondurulmuş ve konserve sebze-meyve taze kadar sağlıklı mı?

Taze sebze ve meyve tüketmenin sağlık için ne kadar önemli olduğu biliniyor. Ancak artan gıda fiyatları, kısa raf ömrü ve hazırlık zahmeti nedeniyle birçok kişi dondurulmuş ya da konserve ürünlere yöneliyor. Peki bu ürünler gerçekten taze olanlar kadar sağlıklı mı? Uzmanlara göre yanıt çoğu zaman “evet” ancak dikkat edilmesi gereken bazı önemli ayrıntılar var.
Meyve ve sebzeler; vitamin, mineral ve lif bakımından zengin oldukları için kalp hastalıkları ve bazı kanser türleri dahil birçok hastalık riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Yetişkinlerin günde en az iki porsiyon meyve ve beş porsiyon sebze tüketmesi öneriliyor. Bu miktara dondurulmuş ve konserve seçenekler de dahil edilebiliyor.
Örneğin yarım bardak dondurulmuş brokoli ya da yarım bardak konserve fasulye bir porsiyon sebze sayılıyor. Bir bardak konserve şeftali veya bir bardak doğranmış dondurulmuş mango da bir porsiyon meyve yerine geçebiliyor.
TAZEYLE YARIŞIYOR
Dondurulmuş ve konserve sebze-meyveler çoğu zaman taze ürünlerden daha uygun fiyatlı oluyor. Ayrıca genellikle doğranmış ve pişirmeye hazır halde satıldıkları için mutfakta zaman kazandırıyor.
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.Google’da tercih edilenkaynak olarak ekleyin
Bu ürünlerin en büyük avantajlarından biri de raf ömrü. Taze sebze ve meyveler birkaç gün içinde bozulabilirken, konserve ve dondurulmuş ürünler çok daha uzun süre saklanabiliyor. Bu da hem gıda israfını azaltıyor hem de yıl boyunca farklı ürünlere erişimi kolaylaştırıyor.
Besin değeri açısından bakıldığında ise tablo sanılandan daha olumlu. Araştırmalara göre dondurulmuş ve konserve meyve-sebzeler, çoğu zaman ilk besin değerlerini büyük ölçüde koruyor. Hatta bazı durumlarda, bu ürünler buzdolabında bir hafta beklemiş taze sebze ve meyvelerle benzer besin değerine sahip olabiliyor.

BAZEN DAHA İYİ
Bazı ürünlerde koruma süreci besin değerini artırabiliyor. Örneğin dondurulmuş kayısıların C vitamini içeriği, taze kayısılara göre daha yüksek olabiliyor. Bunun nedeni, C vitamininin bazı ürünlerde koruyucu olarak da kullanılması.
Dondurma işlemi, düşük sıcaklık sayesinde gıdanın bozulmasını yavaşlatıyor. Endüstriyel dondurma yöntemleri, sebze ve meyvelerin rengini, dokusunu ve besin içeriğini büyük ölçüde koruyabiliyor.
Ancak burada önemli bir nokta var: Ürün çözdürülüp tekrar dondurulursa yapısı bozulabiliyor. Buz kristalleri sebze ve meyvenin dokusuna zarar verebiliyor, bu da hem besin kaybına hem de ürünün yumuşamasına neden olabiliyor.
Dondurulmuş ürünlerde bir başka risk de Listeria monocytogenes adlı bakterinin bulaşma ihtimali. Bu bakteri gıda zehirlenmesine yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle dondurulmuş sebzelerin tüketilmeden önce pişirilmesi riski azaltıyor.
TUZ VE ŞEKERE DİKKAT
Konserve ürünlerde dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise tuz ve şeker miktarı. Konserve sebzelerde sodyum oranı yüksek olabiliyor. Bu nedenle “tuz ilavesiz” ya da “az tuzlu” ibaresi bulunan ürünleri tercih etmek daha sağlıklı bir seçenek.
Konserve sebzeleri tüketmeden önce süzüp sudan geçirmek de alınan tuz miktarını azaltmaya yardımcı oluyor.
Soslu kuru fasulye gibi ürünlerde ise hem tuz hem de ilave şeker bulunabiliyor. Bu tür ürünler sık tüketiliyorsa, düşük tuzlu seçenekleri tercih etmek daha iyi bir seçim olabilir.
Konserve meyvelerde de benzer bir durum var. Şurup içinde satılan ürünler daha fazla şeker içerebiliyor. Bu nedenle meyve suyu içinde konserve edilmiş ya da “ilave şekersiz” ibaresi taşıyan ürünler daha uygun seçenekler arasında yer alıyor.
MUTFAKTA KOLAYLIK
Konserve meyveler tek başına ara öğün olarak tüketilebileceği gibi yoğurt ya da kahvaltılık gevreklerle birlikte de kullanılabiliyor. Birçok tarifte taze meyve yerine dondurulmuş veya konserve seçenekler tercih edilebiliyor.
Dondurulmuş sebzeler ise hızlı yemek hazırlamak için pratik bir alternatif sunuyor. Dondurulmuş bezelye ve edamame gibi ürünler birkaç dakika içinde pişebildiği için sote, güveç ya da makarna soslarına son anda eklenebiliyor.
Konserve mercimek, nohut ve fasulye gibi bakliyatlar da yemekleri daha doyurucu hale getiriyor. Lif ve protein içeriği yüksek olan bu ürünler, salatalara, makarna soslarına veya sebze yemeklerine kolayca eklenebiliyor. Ancak tüketmeden önce durulamak yine önemli.
Kuru bakliyatlar ise konserve seçeneklere göre daha ekonomik olabiliyor ve uzun süre saklanabiliyor. Buna karşılık bazıları pişirmeden önce ıslatma gerektirdiği için daha fazla hazırlık süresi istiyor.
Kuru meyveler içinse tablo biraz farklı. Kurutma işlemi, meyvenin şekerini daha yoğun hale getiriyor. Bu nedenle kuru meyveler taze, dondurulmuş veya konserve meyvelerin günlük alternatifi olarak değil, ara sıra tüketilebilecek bir atıştırmalık olarak görülmeli.
Sonuç olarak dondurulmuş ve konserve sebze-meyveler, doğru seçildiğinde taze ürünlere güçlü bir alternatif olabilir. Uzmanlara göre önemli olan ürünün formundan çok; tuz, şeker ve saklama koşullarına dikkat etmek.
hurriyet



